site optimizasyonu

Site Optimizasyonu Mu Trafik Optimizasyonu Mu?

Sınırlı bütçelere ve kaynaklara sahip olan web siteleri için çevrimiçi pazarlamada hangi yatırımın yapılması gerektiği büyük önem taşır. Bir çevrimiçi pazarlamacı olarak; sitenizi test etmeniz, açılış sayfalarını test etmeniz, uygulamanızı test etmeniz gerekir. Eğer bunları test etmiyorsanız boşa para harcıyorsunuz demektir. Bunlar için dönüşüm oranı optimizasyonundan faydalanabilirsiniz. Dönüşüm oranı optimizasyonu harika bir yöntemdir fakat çevrimiçi bir pazarlamacı önceliklerini belirlemek zorundadır. Bu durumdaki pazarlamacılar için, zamanını nerede harcayacağını seçmek, pazarlama bütçesini nerede harcayacağını seçmek kadar önemlidir ve bu noktada şu soruya odaklanmalısınız: Trafik kalitenizi artırmaya mı site deneyiminizi geliştirmeye mi odaklanmalısınız? Elbette site optimizasyonu ve trafik optimizasyonu aynı anda gerçekleştirilebilir. Biz bu içeriğimizde iki şekilde de nasıl yapabileceğinizi ve site optimizasyonu mu trafik optimizasyonu mu daha iyi sonuçlar veriyor açıklayacağız.

Trafik Optimizasyonu Nasıl Yapılır?

Trafik optimizasyonunu bir örnekle ele alacağız. Mesela web trafiğini artırmak adına reklam harcaması yaptığınızı varsayalım. Tıklama başına 1 TL ödeyeceksiniz ancak bu fiyatı optimize etmek istiyorsunuz. Birkaç aydır da bu kampanya için 4500 TL harcama yaptığınızı varsayalım. Reklamlarınız da 4500 kez tıklanmış olsun. Ancak dönüşüm oranlarını yani satışları kontrol ettiğinizde her 3 tıklamadan yalnızca bir tanesinin satışa döndüğünü fark ettiniz. Sonuç olarak reklam yatırımızın büyük bir kısmı boşa gitmiş oluyor. Bu da tıklama başı maliyetin 1 TL değil, 3 TL olduğunu gösterir.

Aynı örneği bir de site optimizasyonu açısından ele alalım ve sonucunda iki optimizasyon şeklini karşılaştıralım.

Site Optimizasyonu Nasıl Yapılır?

Yukarıdaki rakamlarla devam edersek, müşteri başına 3 TL reklam gideriniz bulunuyor. Hedefleriniz arasında bu müşterilere, sitenizi ziyaret ettiklerinde başarılı bir deneyim yaşatmak yer almalıdır. Bu nedenle bir A/B testi yapmaya karar verdiğinizi düşünelim. Ancak fark ettinizki test ettiğiniz ziyaretçi sayınız 4500 değil. Başarı oranınız 1/3 olduğu için test ettiğiniz kişi sayısı yalnızca 1500. Ancak A/B testi yapmak için yeterli bir sayı.

Bu testten sonra sitenizin tasarımında değişiklikler yaptınız, kontrol grubunu ve değişken grubunu belirledikten sonra tekrar 4500 TL’lik bir reklam harcaması yaptınız. Ve yeni rakamlara baktığınızda yeni tasarımınız sayesinde performansınızda % 20’lik bir artış görüldü. Peki bu bir başarı mıdır? Her iki reklam kampanyasına baktığınızda evet. Çünkü yeni tasarım size % 20’lik bir performans artışı sağladı ve bu, dönüşüm maliyetlerinde düşüş yaşandı demektir.

Sonuç Olarak;

Dönüşüm oranlarıyla karşılaştırdığınızda, tıklama başına maliyetinizin 1 TL değil, 3 TL olduğunu görmüştük. % 20’lik bir performans artışı % 3.6’lık bir dönüşüm oranı anlamına gelir. Bu da büyük resme baktığınızda yeterli bir başarı değildir. Böyle bir örneklemede, web sitenizi tasarımını değiştirerek başarı sağladığınız doğru fakat tıklama başına maliyetin çok yüksek olduğu görülüyor. Sonuç olarak, trafik oranlarından çok “Kaliteli Trafik” oranlarına odaklanmalısınız. Yani satın almaya dönüşen web sitesi ziyaretçilerinden söz ediyoruz. Tekrar yukarıdaki örneklemeden konuşacak olursak, harcadığınız 4500 TL’lik bütçeyi tasarıma ayırmış olsaydınız daha fazla yarar sağlayacaktınız.

Yine de, bir tane seçmek zorunda kalırsanız, sitenizi revize etme konusunda çok fazla zaman ve çaba sarfetmeden önce trafik kalitesini artırmaya başlamak en iyisidir. Açıkçası, bu kuralın istisnaları var, ancak trafik optimizasyonu, işletmeler için site optimizasyonundan daha hızlı ve daha anlamlı sonuçlar verecektir.

0 Yorum
Yorumlar